Yalnızlığa katlanamayan birisinin
Tanrı'yı kıskanmaya yeltenmesi
affedilmez bir budalalık
değil mi sence?



oğuz benim yıllardır sıfatlara sığdıramadığım, çekiştirip köşelere sıkıştıramadığım, uzak kalıp vazgeçmiş gibi yapıp beceremediğim insandır. yerini herkes bilir, o yerin her şeye rağmen hiç sarsılmadığını da. ve dün çok uzun zamandan sonra bütün gün birlikteydik. ormancıda kahvaltıyla başlayıp, tunalıda kuşlu, boklu,bol çocuklu gösteriyle ve onlarca fotoğrafla devam edip, kitapçanın patatesli
kaşarlı gözlemesiyle ve sonunda oğuzu tavlada yenmesiyle sona eren bi gündü. fotoğrafların devamı bir yerlerde var ve onun insanlığa duyurmakla ilgili sorunlarımı ilk defa gözardı ediyorum.
sadece olabildiğince uzun süre o mühendis sıfatını taşımaktan uzak durasım var.
konser boyunca, kız elini kaldırsında öyle çekeyim diye bekledim, konseri bırakıp kızı seyrettim. deklanşöre basılı olan parmağıma kramp girdi, bir hey jude, bir i wanna hold your hand geçti sahneden yinede kızı seyrettim. ha o el hiç kalkmadı, konserin bi kısmı da piç oldu evet. ama bi konser ancak o kadar güzel olabilirdi. ve itiraf ediyorum küstüm, gitmeyelim demeyi bende düşünmüştüm.