otobüs etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
otobüs etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Kasım 2010 Pazar

(bak burda şarkı var dinlesene)
otobüsle ilgili hayallerim vardır, küstüm bilir bunu. bide bilirse belki oğuz bilir. ve bugün ben ilk defa bir otobüste biriyle tanıştım. adını bilmiyorum, telefonunu nelerden hoşlandığını hiçbirini. rengi siyah ama, bir onu biliyorum. birde bir sonraki karşılaşmamızda onu öpeceğimi. söz verdim çünkü.

sercanla hayallerden konuştuk bugün.

- korsan olup tayfamla beraber tüm çocukları güldürmek istiyorum!

hayalin kime ait olduğunu söylemem lüzumsuz herhalde.

arka fonda besame mucho çalarken bir şömine başında sıra bana geldiğinde söylemek isterdim hayalimi. ben dünyayı güzelleştirmek istiyorum. güzel bir dünyada yaşamak değil, olan dünyayı güzelleştirmek. batuhanın yaptığı gibi mesela, bir şeyler değişsin diye uğraşmak.

oğuz, biliyorumki sen burdasın, yanımdasın. hak vermesen bile anlarsın. her şeye rağmen sen benim yarımsın, canımsın. o okulda kendimi yalıtılmış gibi hissediyorum. dünya orası değil, ben dünyayı gördüm. kendimi oraya kapatmak kandırmak değil mi? peki niye onun yerine dünyayı o hale getirmeye çalışmıyoruz? hani o en sevdiğin filmdeki gibi, niye savaşmak yerine bizdeki bize yeter diyoruz? sıkıldım herkesin sadece konuşmasından, hiçbir şey yapmamasından. ki bu aslında bi özeleştiri.

tek başına olsa alfredo da vazgeçer miydi? oda başlamak için kendisiyle aynı hayali taşıyan birilerini aradı. hayallerimi paylaşmaya ihtiyacım var. ve sana uzun uzun yazmaya. kendine bir kahve doldurup okusan ya?

1 Ekim 2009 Perşembe

otobüs#2

- Kaç numarayı bekliyoruz?
diye sordu.202'ydi. Bir süre yine konuşmadık. Kızgındım ona, her zamanki gibi. Ve o son bir yıldır olduğu gibi kendi dünyasında; benimle ilgili hiçbir şeyi düşünemeyecek kadar benden uzaktaydı. Tekrar girmeyi hem isteyip hem istemediğim, korktuğum, unuttuğum dünya.
Kollarını omzum üzerinden doladı.

- Senin neyin vardı bugün?
- Hiç.
İnandı mı bilmiyorum, en kızgın anlarım sustuğum anlarımdır, bunu hala hatırlıyor muydu, bilmiyorum.

- İki kişiden sadece birinin morali bozuk olursa sessizlik olmaz kuzum. Mesela sadece senin moralin bozuk olsa ben şaklabanlık eder neşeni yerine getirirdim ama...202.

Sevindim otobüsü gördüğüme, sözünü bitirmesin.

- Görüşürüz.
İlk defa saat 11de otobüse biniyorum, insanların en çeşitli olduğu saatmiş onu farkettim, ve alkol kokusunu da.
Bir mesaj."5 dakika geç gelseydi seni seviyorum diyecektim. Unutmuşum bunu onca zamandır."
Unuttuk bunu. Öyle günler geçirdik:'seni seviyorum'un hiçbir şeyi çözmeyeceğini öğrendik. Bunu o öğretti bana, onunla öğrendim. İlk o bozdu yalnızlığı, devam ettiren bendim. Faturası bana patladı.
Otobüs Demirtepe durağında.

Her şeyi o anda yazmak istedim ona bir daha. O kadar çok söylemiştimki, artık ezbere biliyordu. ama yinede bilmiyor. Bende bilmiyorum...

Konuş benimle, anlat her şeyi.Anlatsa da anlamıyorum.

Tandoğan'da annem aradı nerdesin diye.
Niye yalnız değildik bu gece?Yalnız olsak susup kalmaz mıydık.
Çık git hayatımdan artık.Gitme, özlüyorum.

Yenimahalle.

Onu tanıdıktan sonra başladı iç savaşlarım. Hangi tarafı tutacağımı bilemedim, hangi taraf kaybetse kanadım.
Yerimden kalkıp düğmeye bastım. İnince verdim cevabımı:"5 dakika geç gelseydi ben de seni seviyorum derdim."
Korktum vereceği cevaptan, bu gece değil, bu gece daha fazla duygusallığı kaldıramaz. Telefonu kapattım eve girerken.

20 Eylül 2009 Pazar

otobüs#1

O'na baktığım anda, aklıma gelen ilk şey 'acaba bu kadar güzel olduğunun farkında mı?' oldu. Hayatımda gördüğüm en güzel varlıktı.Oysa yüzünde bunun farkında olduğuna dair en ufak bir işaret yoktu-gurur ya da kibir-

Uzun değildi, belkide bu yüzden çok dikkat çekmiyordu normal hayatında, bilmiyorum. Ne giydiğini hatırlamıyorum bile, kot-bluz büyük ihtimalle. Onu gördüğüm anda, üzerinde krem rengi ya da vişne çürüğü olmasını diledim; krem rengi bol dantelli bir elbise olabilir mesela. Ama hayır, vişne çürüğü. İçinde ne olduğunu hiç belli etmeyen büyük siyah düğmeli uzun bir mont. Küpeleri olmamalıydı; aslında kolyesi, yüzüğü, kadınların olduklarından güzel görünmeleri için icat edilmiş hiçbir şeyi olmamalıydı.

Bir an göz göze geldik ve o gözlerini o anda kaçırdı. Ona, ne kadar güzel olduğunu söylemek istedim, yanlış anlayıp anlamayacağını hiç umursamadan.Ona bilmediği bir şey söylemek istedim, o anda arka fonda L'homme'un çalmaya başladığını, rüzgar estiğini, bir yerlerde birilerinin kaşık kaşık bal yediğini, fısıldamanın konuşmanın en güzel yolu olduğunu..Romain Gary'nin en çok etkilendiğim tasvirlerinden birini söylemek istedim:

''Boynu öylesine doğal bir inceliğe sahip ki, edebiyatın kuğu boynu benzetmesi onun yanında sıradan kalıyor.''

Ona dünyasının kahverengi olduğunu söylemek istedim.Renkler dünyasında yaşamadığını, turuncunun sarının pembenin üzerinden akıp gittiğini söylemek istedim. Artık sadece objektiflerin arkasından görülebilecek kadar sessiz sedasız, huzur dolu bir kahverengi.

Onu sadece bir kere gördüm, büyük ihtimalle de bir daha asla göremeyeceğim.Ona çok güzelsin demek istedim, defalarca kez, güzelsin, güzelsin, güzelsin demek istedim.